ONLİNE SEVGİLİM Günlüğü

  • ONLİNE SEVGİLİM

    paku
       


             
          BU YAZI, YAŞAM TARZINA YÖN VEREBİLİR..
          HAZIR MISIN? :cool:


          


            Nasıl tanışıyorduk insanlarla? Bu sevgilim instadan şu sevgilim swarmdan. Bir önceki facabooktan. Daha da öncesini bilmek istiyorum! Msn'den. Sanalika'dan bile sevgiliniz olmuştur herhalde. ONLİNE OLMAK! Yıllardır tek derdimiz online, görüldü klişesi. Şuan da bir insanı tanımak için bana, sana ve ona internet üzerinden bir profil yetiyor. Fotoğraflar çoğaldı. Uzun boylu mu, kilolu mu, sarışın mı, esmer mi? Anında gözlemleyip analiz edebiliyoruz. Kimse kimseden farklı bir şey yapmıyor. Aynı adımlarla farklı kişilerle tanışıyoruz. Önce biraz online mesajlaşarak konuşma tarzını çözümledikten sonra olay buluşmaya geçiyor. Kişiyi beklerken Allah'a dualar ediyoruz "TANRIM LÜTFEN FOTOĞRAFTAKİ GİBİ OLSUN!" Sanırım en çaresiz kaldığımız anlardan biri demeliyim. "LÜTFEN-PLEASE!" :'(


             Yaklaşık 2 senedir bir çok karşı cinsle tanışıyorum. Galiba hemen hemen hepsiyle aynı konuşmaları yaptım ve aynı tarz cevapları aldım. Durdurulamaz bir benzerlik var. Tabi kii benim özelliklerim dünyada ilk ve tek değil. Tabi kii yalnızca ben farklı bir insan aramıyorum. Ama bunu bekleyen %30 ila %40 orandayız diye düşünüyorum. Nedeni şu ki; çoğu (kişi) bir sevgilim olsun yeter diye adımlarını atıyor. Zevk ve tat alamayınca da birbirlerini bırakıyor. Bunun tam tersi durumlar da var, yani azimli olanlar. Yalnızlıktan korkanlar. Bu halde zaten kendi kişiliklerinden çıkıp başka bir birey haline bürünüyorlar. Ve tekrardan ilişkileri bittiğinde tamamiyle zihni boşalmış ne yapacağını bilmeyen boş gözlerle etrafına bakan sağlıksız ruhlarıyla çürüyorlar.


          İnsanoğlunun "ne kadar kazanırsan o kadar harcaman olur" diye güzel bir lafını hatırlatmak istiyorum. Bana göre bu sözün alt yapısında doyumsuzluğumuzun vurgusu yatıyor. Açıkcası hiç kimse kendini olduğu gibi kabullenmiyor. "neden benim sevgilim yok" diye çıldıranları (ayrıca kendim) görüyorum. Hep ama hep olmayanı aradığımızı. Olanlarla bir şeyler yapmadığımızı ya da yetinmediğimizi. Halimizi kabullenmediğimizin çilesini, kendi kendine acılı hale getirdiğimizi. Mutlu insan çok az görüyorum. Sağlıklı olan insanların dünyadaki 2 derdinin kaldığını AŞK-PARA malesef görüyorum. Çok fonksiyonlu bedenimizde yalnız kalmaya, toparlanmaya izin vermiyoruz. Yolunu kaybetmiş, doğru yolu arayan herkes bunu yapabilmeli. Ruhuna izin ver! Bırak yalnız kalsın! 


          Bir süre önce dünyanın en depresif, melankolik ve duygusal insanlarından biriydim. Farkında bile değildim ne zaman oturup düşündüm bu kararı verdim. Yolu kaybetmiştim ve bu defa doğru yolu arıyordum. Sonra dertlerim azalmaya başladı, o sırada da henüz hiç bir şeyi farketmemiştim. Çevremdeki insanlar azalmış. Sıkıldığımda telefon rehberimde arayacağım kimse kalmamış olduğunu gördüm. Öyle ya kafamı çok hafif, düşünüp duygulanacağım bir konu bulamadığımda anladım. Ben yalnızdım.* Ve bundan şikayet etmiyordum. Bunu farkettiğimde tüy kadar hafif olduğumu hissettim. Daha fazla gülüyordum. Yolumda taşlarım yoktu. Kendimden ve ailemden başka kimsenin tasası yoktu. Bunu keşfettiğimde kendimi daha da mutlu hissettim. Huzur bendeydi onu kapmıştım ve yanımdan ayrılmıyordu. Peki ben bu mutluluğu hangi sevgiliyle değişebilirdim? Neden mutluluğu kendi ellerimle yok etme ihtimalini göze almalıydım. Ki hiç bir şeyin garantisi olmayan şu dünyada! 


        Kendim özgürlüktüm, gülümsüyordum. Bu güzel yaşamama yetiyor, artıyordu bile..




Yorumlar
Yorum Ekleyebilmek Için Üye Olunuz.
Yazmamış
Üyelik Bilgileri: paku